11 Şubat 2011 Cuma

Türk Devletleri - Kırım Hanlığı

Kuzey Karadeniz kıyısındaki Kırım Yarımadası’nda kurulmuş bir Türk devleti. Altınordu Devleti’nde hânedânlık mücâdelesine katılan sülâle mensupları ve âsi kabîle beylerinin sığınağı Kırım Yarımadası’ydı. Burada 14. yüzyıldan îtibâren başlayan hâkimiyet kurma mücâdelesi, 15. yüzyılda Hacı Giray tarafından gerçekleştirildi.
Hacı Giray, Cengiz Han’ın oğullarından Cuci’nin küçük oğlu Tokay, Tîmûr soyundan gelmekteydi. Babasının, Kırım’daki taht mücâdelesi sonunda Litvanya’ya göç ettiği ve Kral Vitold’un yanına sığındığı sıralarda dünyâya gelen Hacı Giray, büyüdükten sonra Şirin kabîlesinin yardımıyla Kırım’ı ele geçirdi.
Kırım Hanlığı’nı kurma târihi kesin olmamakla berâber, bastırdığı paranın 1441 târihini taşımasından, belirtilen bu târihten daha önceki yıllarda devleti kurmuş olduğu anlaşılmaktadır.
Hacı Giray da, diğer hanlar gibi üzerinde hak iddiâ ettiği Altınordu tahtını ele geçirmek için, Lehistan Kralı ve Moskova Rus Prensi ile anlaşma yapmaktan çekinmedi. Bu arada, Kefe Cenevizlilerine karşı, Fâtih Sultan Mehmed Han ile de anlaştı.

 İstanbul'dan Kırım'a Han Tayin Edildi
Hacı Giray’ın 1466 târihinde ölümünden sonra oğulları Mengli Giray ile Nur Devlet arasında taht mücâdelesi başladı. Mengli Giray, Osmanlı Devleti’nin yardımıyla hanlık tahtını ele geçirdi. Fakat vaad ettiği yardımı göndermemesi üzerine yakalanarak İstanbul’a götürüldü. Kardeşi Nur Devlet tahta geçti. 1478 târihinde Mengli Giray’ın; Kırım Hanlarının tâyin ve azil haklarını Osmanlı pâdişâhına veren, pâdişâhın açacağı seferlere Kırım Han’ının da katılmasını kabul eden bir antlaşma yapması üzerine, İstanbul’dan Kırım’a han tâyin edildi.
Mengli Giray’ın tekrar Kırım hanı olması üzerine kardeşleri Nur Devlet ve Haydar, Moskova’ya kaçtılar. Mengli Giray, Osmanlı himâyesinde tahtı ele geçirmesiyle, papalığın teşvik ve yardımlarıyla devamlı genişleyen Moskova Knezliğine karşı, Kırım Hanlığı’nı garanti altına aldı. Kırım kuvvetleri ilk defâ Sultan İkinci Bâyezîd Han’ın 1484 Akkerman Seferi’ne katıldı.

Osmanlılar ile münâsebetini arttıran Kırım Hanlığı ile 18. yüzyılın sonuna kadar askerî, siyâsî, iktisâdî, kültürel işbirliği yapıldı. Kırım hanı, 1502’de Saray şehrine hücum ederek Altınordu Devleti’nin yıkılmasına sebeb oldu. Moskova Knezliği, 1502 yılına kadar Altınorduluların korkusundan Kırım’a muhtaç olup, Mengli Giray ile iyi geçinirken, bu târihten sonra Rusya, Mengli Giray’ın düşmanlarıyla anlaşarak Kırım’a karşı cephe almaya başladı. Mengli Giray da, Litvanya ve Lehistan Kralı Dördüncü Kazimir ile Rusya’ya karşı anlaşarak Osmanlı Devleti’nden başka bu Avrupa devletleriyle de ittifak kurdu.

Ruslar Haraca Bağlandı
Mengli Giray’ın 1514’te ölümüyle tahta geçen oğlu Mehmed Giray ile Kazan tahtına getirilen Sâhip Giray da Rusya’ya karşı birlikte hareket ettiler. Mehmed Giray 1521’de Moskova’yı kuşatıp, Rusları yenerek onları haraca bağladı. Ruslar, bu haracı Deli Petro (1682-1725) zamânına kadar ödediler. Mehmed Giray’ın 1523 târihinde Astrahan Seferi’nden dönüşünde Nogayların yaptıkları baskınla öldürülmesinden sonra yerine geçen hanlar, Rusya ile mücâdeleyi devâm ettirdiler. Bu hanlar arasında Sâhip Giray (1532-1551) ve Devlet Giray (1551-1577) devrinde Ruslara karşı yapılan mücâdelelerle geçti.
Devlet Giray’ın hanlığı sırasında Kazan ve Astrahan, Rusların eline geçti. Bu enerjik han, adı geçen şehirleri geri alabilmek için Ruslarla çetin çarpışmalar yaptı. Yine bu han zamânında, Kırım Hanlığı için tehlikeli görülen Nogaylar, Özi Irmağının batısına, Turla ve Tuna arasına yerleştirildi. Rus yayılmasına karşı tedbir alınarak Doğu Avrupa’ya Orta Asya’dan Türk boylar getirilerek yerleştirildi. Bucak (Basarabya)’a Müslümanlar yerleştirilerek, kuvvet dengesi sağlandı. Kafkasya’daki Çerkezler ve Kıpçak bozkırlarındaki yerli ahâli ile münâsebetler kuvvetlendirilerek Kırım Han’ının ve Osmanlı sultanının otoritesi buralarda hâkim kılındı. Osmanlılar, Orta Asya’daki Türkleri Rusya’ya karşı desteklemek ve münâsebet kurmak için Don-Volga kanal projesine başladılar.
Devlet Giray’ın 1577’de ölümünden sonra, Kırım’da taht mücâdelesi başladı. 1588 târihinde tahtı ele geçirmeyi başaran ve “Bora” ünvânı ile tanınan İkinci Gâzi Giray Han, ülkede birlik ve berâberliği tesis ederek, Osmanlıya sadâkatini arz etti. Daha sonra da rakîbi Murat Giray’a yardım eden Moskova hâkimi Çar Feodor üzerine yürüdü. Fakat Osmanlı Devleti’nin Avusturya ile yaptığı savaşa katılmak için harbi bırakıp Ruslarla anlaşma yapmak zorunda kaldı (1592). Anlaşmaya göre Çar, on bin ruble vergi ve belirli hediyeler göndermeyi kabul etti.
İkinci Gâzi Giray, Osmanlı-Avusturya savaşlarında büyük başarılar kazandı ve Boğdan bey’inin itâat altına alınmasını sağladı. Osmanlı Devleti’nin 17. yüzyıl başlarında Avrupa’da yaptığı savaşlara katılan bu yiğit Han, 1607 târihinde vebâdan öldü. İkinci Gâzi Giray’ın ölümünden sonra Kırım’da hanlık mücâdelesi, yıkılış târihi olan 1792’ye kadar devâm etti. Bu arada Kırım Hanlığı, 17. yüzyıl başlarından îtibâren tesirlerini göstermeye başlayan Rus Kazaklarla da mücâdele etti. Osmanlı Devletinin Lehistan’a karşı, Kazak Atamanı Droşenko’yu desteklemesi sonucunda 1672’de Lehistan’la ve arkasından Ruslarla 1678’de yapılan savaşlarda, Kırım Hanlığı’nın büyük yardımları görüldü. Ruslarla yapılan 1678 Savaşı sonunda, Osmanlı Devleti Ruslarla görüşme yapma yetkisini Kırım Hanlığı’na verdi. O sırada tahtta bulunan Murat Giray, Rus temsilcileri ile yirmi yıllık bir barış antlaşması imzâ etti.

Murat Giray Osmanlı'nın Bozgununa Sebep Oldu
1683 târihinde, İkinci Viyana Kuşatması sırasında, Murat Giray, sadrâzamdan intikam almak gâyesi ile, ilerleyen Jan Sobieski idâresindeki Leh kuvvetlerini önlemedi ve bozguna sebep oldu. Bu yüzden azledilerek, yerine İkinci Hacı Giray getirildi. Hanlığın şahsî sebeplerle Osmanlı kuvvetlerini Haçlılar karşısında yalnız bırakması, ileride başına gelen felâketlere sebeb oldu. İkinci Hacı Giray’ın çok kısa süren hanlığından sonra, 1684’te Selim Giray, Rusların (1687-1689) ve Lehlilerin (1687-1688) yaptıkları saldırıları yiğitçe püskürttü.

Ruslar Kırım Şehirlerini Yağma ve Tahrip Ettiler
Karlofça Antlaşması (1699) ile Azak Kalesi’ni alan Ruslar, Kırım’a ödedikleri yıllık vergiyi de kestiler. On sekizinci yüzyılda, Rus ve Avusturya kuvvetlerinin, Osmanlı Devleti ile yaptıkları savaşlar sırasında, Ruslar, Haziran 1736’da Kırım Hanlığı’nın merkezi Bağçesaray’ı yağma ve tahrib ettiler. Kırım’ın diğer bölgeleri ve şehirleri de bu tahripten kurtulamadı. 1768-74 Osmanlı-Rus muhârebelerinde Bucak 1770’lerde, Kırım Yarımadası da 1771’de, Ruslar tarafından istilâ edildi. Savaşı sona erdiren 21 Temmuz 1774 târihli Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım, Osmanlı himâyesinden çıkartılıp, siyâsî ve mülkî idâre bakımından bağımsız hâle getirildi. Ahâlisi Müslüman olan Kırım, dînî bakımdan yine Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacaktı.

Türkiye'ye Göçler Başladı
Rusya, Kırım’daki Osmanlı kuvvetlerini çektirmeye Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla muvaffak olunca “sıcak denizlere inme” siyâseti dolayısıyla, bütün harp metotlarını tatbik etmeye başladı. Kırım’da başlayan hanlık mücâdelesine karışan Ruslar, 1777’de Rus tarafdârı olan Şâhin Giray’ın han olmasını sağladılar. Osmanlı taraftârı olan Bahadır Giray, hanlık mücâdelesinde Şâhin Giray karşısında başarılı olamadı. Tam mânâsıyla Rus taraftarlığı yapan ve Ruslar gibi yaşamaya başlayan Şâhin Giray’a Kırımlılar, “kâfir”gözüyle bakmaya başlayıp onu istemediler. Sonunda Kırım’dan Türkiye’ye göçler başladı. Bu durumu değerlendiren Ruslar, Türklerin boşalttıkları yerlere, yetmiş beş bin Rus göçmeni yerleştirdiler.
1779’da yapılan Aynalıkavak Antlaşması ile, Kırım hanlarının serbestçe seçilmesi, Rus askerlerinin Kırım’dan çekilmesi, Osmanlı Devleti’nin Şâhin Giray’ı tanıması maddelerinin kabul edilmesine rağmen, antlaşma kâğıt üzerinde kaldı. Çünkü Ruslar, antlaşmaya uymadılar ve askerlerini çekmediler. Kırım’ı ilhak edebilmek için, Kırım ahâlisini tahrik yoluna gittiler. Osmanlılar da Çerkez ve Kuban Türklerini Rus tahriklerine karşı desteklediler.
Şâhin Giray, Ruslardan da yardım alarak Kırım’ı Osmanlılardan ayırıp, Rus tipi bir ordu ve idârî teşkilatlanmaya gitti. Kırımlılar buna karşı çıkıp, harekete geçtiler. Şâhin Giray Ruslara sığındı. Osmanlıların desteklediği Bahadır Giray, 1782’de tahta geçti. Fakat Rus Generali Potemkin ile geri dönen Şâhin Giray, 8 Nisan 1785’te hanlığı tekrar ele geçirdi. Bu arada Rus askerleri otuz bin Kırımlı Türkü acımadan öldürdüler. Aynı târihte Ruslar, Kırım’ı ilhak ettiklerini de resmen îlân ettiler. Osmanlı Devleti bu târihte içinde bulunduğu durum dolayısıyla Rusya’ya karşı yeni bir sefer tertîb edemedi.

Ruslar Kırım'ı İlhak Ettiler
Şâhin Giray ihânetlerinin mükâfâtı olarak, Ruslardan hanlığını devâm ettirmelerini beklerken, işlerine yaradığı müddetçe büyük îtibar göstermiş olan Ruslar Kırım’ı ilhak ettikten sonra ona yüz vermediler. Şâhin Giray İstanbul’a gitmek mecbûriyetinde kaldı. Fakat önce Rodos’a sürüldü. Sonra da îdâm edildi (1787). Osmanlı Devleti, Kırım’ın kurtarılması için Ruslarla yeni bir harbe girişti ise de muvaffak olamayıp, 1792 Yaş Antlaşması ile Kırım’ın Rusya’ya ilhakını kabul etti.

Bütün Kırım Halkı Sürgün Edildi
Osmanlılar, Kırım’ı Rus istilâsından kurtarmak için sonraki yıllarda çok uğraştılarsa da bir türlü muvaffak olamadılar. 1853-1855 târihleri arasında yapılan Kırım Savaşı’nda da istenilen netîce sağlanamadı. Rus işgâlindeki Kırım 1918’de Almanlar tarafından işgâl edildi. Daha sonra Beyaz Rus hükûmetinin merkezi oldu. 1921’de Muhtar Kırım Sovyet Cumhuriyeti kuruldu. Ancak İkinci Dünyâ Savaşı esnâsında Almanlarla işbirliği yaptıkları iddiasıyla Cumhuriyet dağıtılıp, halkı sürgün edildi (1945).
Kırım Türklerinin başlattığı anayurda dönüş mücâdelesi, doksanlı yıllarda hâlâ devam etmektedir. Kırımlı liderlerden Mustafa Cemiloğlu ve birçok Kırımlı âile, Kırım’da kurdukları çadırkentlerde yaşama mücâdelesi vermektedir.

Kültür ve Teşkilat
Kırım Hanlığının kültür ve teşkilâtı, Altınordu ve Osmanlı Devleti’nde olduğu gibidir. On beşinci yüzyıldan îtibâren; Kırım Yarımadası, Kabartay, Kıpçak ve Taman bölgelerinde hâkimiyet süren Kırım Hanlığının merkezi, Bahçesaray şehridir. Hanlık dîvânındaki Karaçi Beyleri Altınordu ananesine göre hareket ederlerdi. Hanlığın birinci veliahdına “Kalgay”, ikincisine “Nûreddîn” denirdi.
Devlet işleri, Han’ın başkanlığında; Kalgay ve Nûreddîn’le birlikte, Bucak, Yedisar ve Kuban seraskerleri, Şirin Beyi, müfti, uluağa denilen vezir, kadıasker, hazînedarbaşı, defterdar, aktaçıbey, kilercibaşı, dîvân efendisi, kâdıasker nâibi, Bağçesaray kâdısı ve kullar ağası tarafından idâre edilirdi. Toprak, Han âilesi ve mirzalar arasında timar olarak dağıtılırdı. Buna karşılık timar sâhipleri, Kırım Hanlığı’na asker beslerdi. Kırım askerleri, umûmiyetle atlı olup ateşli silahları, Osmanlılardan temin edilirdi. Kırım süvârileri, Moskof üzerine akın yapmakta gâyet usta muhâriptiler. Kırım hanları, kuvvetli zamanlarında Moskova’dan ve Lehistan’dan “tıyış” adı verilen yıllık vergi alırlardı. Osmanlı seferlerine Kırım kuvvetleri de katılırdı.
Kırım hanları, pek çok mîmârî eserler bırakmışlardır. Gözleve’deki Han Câmii, 1552’de Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Karagöz kasabasındaki Koleç Mescidi, Karasu’daki Şor Câmii, kervansaray ve büyük hamam, Yenikale surları, Kerç’te Bâyezîd Câmii, Mustafa Çelebi Câmii, medrese ve hamam, Bahçesaray’daki Han Sarayı ve civarında bulunan türbe 16-17. yüzyıllarda yapılmış belli başlı Kırım eserleridir.

K

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder